- Nasılsın dostum?
- Nolsun işte, dertlerle uğraşıyoruz….
Defalarca tekrarlanıyor bu konuşmalar sağımda solumda. “Koşturuyoruz, uğraşıyoruz, aman hiç sorma…” diye devam eden hasbihal konuşmaları. Heryerde…
Resimleri görünce yüreğim burkuldu. Hem de ne burkulmak. Ordu’da öğrencileri taşıyan servis kaza yapmış. Haberi alan veliler koşmuşlar. Hani derler ya “baba olunca anlarsın”, “anne olunca anlarsın” diye… Haklılar, ben anladım. Resimlere bakınca “Dert Sahibi Olmak” demenin ne demek olduğunu anladım.
Siz hiç “baba”yı ağlarken gördünüz mü? Ağlaya ağlaya koşarken? Peki üç babayı birden gördünüz mü ağlayarak koşarken? Erkekler ağlamaz… Babalar hiç ağlamaz…. Üç baba birden sokakta ağlamaz…..
Hadi be!!!!!
Görüyor musunuz yaşanan acının büyüklüğünü? Görüyor musunuz yüreklerde yanan ateşi? Görüyor musunuz acıyı, kederi, endişeyi?
Hayatları boyunca çalıştılar. Yaşamamacasına çalıştılar muhtemelen. Biriktirdiler zevklerinden kısa kısa ve şu resimlerin çekildiği anda varlarını yoklarını, canlarını vermeye hazırlar akıllarına gelen başlarına gelmesin diye.
İşte bu an var ya bu an… “Dert Sahibi Olmak” demenin ne demek olduğunun görüldüğü andır. Allah hepsine yardım etsin diye dua ettikten sonra duamın kabul edilmesini isterdim, fakat bilmiyorum hangisi, biri evlat acısı ile döndü hastaneden. Ordu, bir Anadolu Lisesi öğrencisini (Elif BİNDAŞ) kaybetti dün.

Ne Elif bir daha sevdiğini söyleyebilecek ne de annesi ve babası. “Azıcık daha yaşayabilse ne kadar rahat edecekti” diyenler vardır belki ardından, bilmiyorum. Ama çevremde bir çok kişinin kıymetli hayatını “Dertliyim, tasalıyım” diye dert üreterek geçirdiğini biliyorum.
İçinizden bir parça koptuysa bu resimleri görünce. Yüreğinizde ateşin ne kadar acıtabileceğini hissettiyseniz lütfen ara verin dertlerinize, herşeye rağmen onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin sevdiklerinize.
Hala vaktiniz varken….
Devamını Oku… »
Son Yorumlar