Bir Alçı Ustasının Ettiği…

GÜZEL YAZILAR 4 Yorum »

    Adamın biri çalıştığı işten rahatsız olduğu için hayatı kendine dert ediyormuş. Bir gün bir alçı ustası çağırmış evine. Ustanın işini beğenmedikçe söylenmiş ustaya. Hiç bir cevap ters vermemiş usta, çünkü o işe ihtiyacı varmış.

   İş bitmiş, kızan adam düşünmüş neden usta karşılık vermedi diye ve anlamış bir tarafta bir işe muhtaç olduğu için kendi gibi aksi kişilere bile ses çıkarmadan katlananlar; diğer tarafta ise ceviz kabuğunu dolduracak sebepler için kendi işine sırtını dönen kendi gibilerin olduğunu…

   Ve saf değiştirmiş…

  Devamını Oku… »

Kitapseverlere !!!

DUYURULAR Yorum Yok »

 ilknokta.JPG

  Büyük bir keyifle duyurmak isterim ki internet kitapçılarından biri olan (en iyilerden biri bence) ilknokta.com “2. Ücretsiz Kargo Günlerini” başlatmış durumda.

  İster 2 TL’lik bir kitap alın ister 20 TL, kapınıza kadar ücretsiz teslim edilecek. Buna bir de yayınevinden yayınevine göre değişen indirimleri eklediğinizde kaçırılmaz bir fırsat olacaktır bu kitapseverler için.

  Size bir fikir vereyim, girin nete alıverin güzel bir kitap ve sevdiğiniz kişinin adresini verin. Çok hoş bir sürpriz olacaktır. (deneyimlerimden biliyorum)

  Haydi, Nisan ayı bitene kadar vaktiniz var. Ben siparişleri seçmeye başladım bile…

  Devamını Oku… »

Ulusal Egemenlik …

GENEL KONULAR Yorum Yok »

 tbmm.gif

  Matematiksel olarak da bu yıl 23 Nisan’ın değeri bir ayrı. Eh, malum 90. yılını kutluyoruz Türkiye Büyük Millet Meclisi’in açılışının.

  Şimdi yazarken dikkat ettimde “Türk Büyük Millet Meclisi” değil, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” konulmuş adı şu sıralar içerisinde bulunduğumuz tartışmalar bilinircesine. Umuyorum ki “Derdimiz Türkiyelikle değil Türklükle” diyen gruplar da coşku içerisinde kutlayacaklardır “Türkiye’nin Egemenliğini”.. Göreceğiz….

   Teşekkür ediyorum babama. Beni gözetmeye çalıştığı için. Teşekkür ediyorum yeri geldiğinde elinde olmayanı paylaştığı için. Teşekkür ediyorum yıllarca kendinden yardım isteyenleri geri çevirip aç-açıkta bırakmadığı için. Teşekkür ediyorum babama ülkemde hiç olmazsa kendi dilimi konuşmama olanak sağladığı için. Teşekkür ediyorum ona hiç olmazsa kavgayı sadece Türkçe konuşabilmek ya da Kürtçe konuşabilmek de bıratığı, bizleri şu an Türkçe ya da Kürtçe bile konuşamayan bir Fransız sömürgesi, bir İngiliz mandası (Amitabh Bachchan’ın Black isimli filmini seyredin anlarsınız ne demek istediğimi) halinde bırkmadığı için.

  Teşekkür ediyorum babama… Babam mı?? Yok Mehmet Kasım BEK’i kastetmiyorum. Ona da teşekkür ederim. Devlet Baba’ya ve Allah Baba’ya bu teşekkürlerim….

  Aklınıza “Peki ya çocuklar?” sorusu gelebilir. Çocuklara ve benim gibi içindeki çocuğu öldürmeyenlere nasıl olsa her gün bayram diyerek es geçtim onları…

  Bugün bayram, erken kalkın çocuklar. Giyelim en güzel giysilerimizi. elimizde taze kır çiçekleri, üzmeyelim bugün annemizi…    Barış MANÇO….

  Devamını Oku… »

Derdim Var….

GENEL KONULAR 2 Yorum »

 aglayanlar1.jpg 

   - Nasılsın dostum?

   - Nolsun işte, dertlerle uğraşıyoruz….

  Defalarca tekrarlanıyor bu konuşmalar sağımda solumda. “Koşturuyoruz, uğraşıyoruz, aman hiç sorma…” diye devam eden hasbihal konuşmaları. Heryerde…

  Resimleri görünce yüreğim burkuldu. Hem de ne burkulmak. Ordu’da öğrencileri taşıyan servis kaza yapmış. Haberi alan veliler koşmuşlar. Hani derler ya “baba olunca anlarsın”, “anne olunca anlarsın” diye… Haklılar, ben anladım. Resimlere bakınca “Dert Sahibi Olmak” demenin ne demek olduğunu anladım.

  Siz hiç “baba”yı ağlarken gördünüz mü? Ağlaya ağlaya koşarken? Peki üç babayı birden gördünüz mü ağlayarak koşarken? Erkekler ağlamaz… Babalar hiç ağlamaz…. Üç baba birden sokakta ağlamaz…..

   Hadi be!!!!!

  Görüyor musunuz yaşanan acının büyüklüğünü? Görüyor musunuz yüreklerde yanan ateşi? Görüyor musunuz acıyı, kederi, endişeyi?

  Hayatları boyunca çalıştılar. Yaşamamacasına çalıştılar muhtemelen. Biriktirdiler zevklerinden kısa kısa ve şu resimlerin çekildiği anda varlarını yoklarını, canlarını vermeye hazırlar akıllarına gelen başlarına gelmesin diye.

  İşte bu an var ya bu an… “Dert Sahibi Olmak” demenin ne demek olduğunun görüldüğü andır. Allah hepsine yardım etsin diye dua ettikten sonra duamın kabul edilmesini isterdim, fakat bilmiyorum hangisi, biri evlat acısı ile döndü hastaneden. Ordu, bir Anadolu Lisesi öğrencisini (Elif BİNDAŞ) kaybetti dün.

aglayanlar2.jpg

  Ne Elif bir daha sevdiğini söyleyebilecek ne de annesi ve babası. “Azıcık daha yaşayabilse ne kadar rahat edecekti” diyenler vardır belki ardından, bilmiyorum. Ama çevremde bir çok kişinin kıymetli hayatını “Dertliyim, tasalıyım” diye dert üreterek geçirdiğini biliyorum.

  İçinizden bir parça koptuysa bu resimleri görünce. Yüreğinizde ateşin ne kadar acıtabileceğini hissettiyseniz lütfen ara verin dertlerinize, herşeye rağmen onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin sevdiklerinize.

  Hala vaktiniz varken….

  Devamını Oku… »

Paralı Askerlik

GENEL KONULAR 2 Yorum »

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

   Bilmiyorum başka söze gerek var mı??????

Devamını Oku… »

İki Darbe Arasında - İskender PALA

KİTAP İNCELEMELERİ 3 Yorum »

iki-darbe-aras.jpg

   Sık sık ismi zikredilen bir kitap oldu son zamanlarda. “İskender Pala” adını da çok duyduğum için hemen “okunacaklar” listesine aldım ve okudum.

  Herşeyden önce belirtilmelidir ki bu bir edebi eser değil. Değil derken kurgusu olmayan bir çeşit olan otobiyografiyi bir edebi eser saymadığımı belirtmek istiyorum. Bir kitap yerine 1 aylık bir köşe yazısı olarak da verilebilirmiş. “ondan sonra şu oldu”, “daha sonra da bu oldu” diye verilen olaylardan ibaret kitap.

  İskender Pala’nın askeri kariyerinde yaptıklarını ve başına gelenleri içeriyor eser. Temel olarak dindar olmak ve ordu personaeli olmak kavramlarının birarada olamazlığını anlatmış yazar. Bir kısmı bizim zaten medyadan da gördüğümüz olaylar, belli bir kısmı sadece Pala’ya has olaylar dizgisi…

   Beğendim mi? Bu soruya cevap vermek zor hatta imkansız. Çünkü beğenmedim dersem kastettiğim kitap değil Pala’nın hayatı olacak. Kitapta beğenilecek ya da beğenilmeyecek bişey yok. Dini duygular ağır basarak mı yoksa basmayarak mı okuduğunuza göre yazar ile empati kurma durmunuz belirlenecek. Ona göre de seveceksiniz ya da sevmeyeceksiniz.

  Tarafsız (objektif) bir bakış açısıyla (edebiyat mezunu olduğum için tarafsızlığıma güvenmeye çalışıyorum) baktığımda bazı eleştirilerimin ağır bastığını görüyorum. “Eşimin türbanlı olmasının orduda bana dert olacağını nereden bilebilirdim ki?” ifadesinin pek de samimi gelmediğini söylesem bilmem ki taraflı mı olurum… Silahlı Kuvvetler içerisinde kimsenin örtünmediği lojmanlarda örtülü olmak, İmam Hatip Lisesi servisi ile okula gidip gelmek büyük sıkıntılara yol açıyorsa çok garip bir durum mudur değil midir yorum yapmıyorum ama bunun sorunlara sebebp olacağının farkında bile olmamak kitabın en tartışmaya açık noktasıdır.

   Gündemimizde yer işgaleden tartışma konusunun İskender PALA gibi bir edebiyat ustasının kaleminden yorumlanmış olması kaçırılmaması gereken bir bakış açısıdır. İster yanında olunsun ister karşıtında, görülmesi gereken, okunması gereken bir görüştür. Bu noktada kitabın edebi keyif almak için okunaak bir kitap olmadığını tekrar hatırlatırım….

  İskender Pala’nın yazarlık üslubu hakkında hiç bir fikir elde edemedim bu sefer. Umuyorum ki Divan Edebiyatı keyfini alacağım bir başka kitaptan sonra onu da öğreneceğiz…

  Devamını Oku… »

Polonya’da Şok!!!

GENEL KONULAR 2 Yorum »

polandflag.jpg

    Korkunç haberi dehşetle izledim. 1940′da hayatını kaybeden Polonyalılar için yapılmış anıt mezar ziyareti için Rusya’ya uçan Polonya devlet başkanı Leh Kaçinski’yi taşıyan uçak hava muhalefeti (?) sebebi ile piste birkaç yüz metre kala düşmüş. Bir delet liderinin yaşadığı ilk uçak kazası değil bu.
  İşin korkunç yanı aynı uçakta Polonya Devlet başkanının eşi Maria Kaçinski, Parlamento Başkan yardımcıları, Dışişleri Bakan Yrd.,Kültür Bakanı Yrd., Genelkurmay Başkanı, Ulusal Güvenlik Servisi Başkanı, Merkez Bankası Başkanı, Polonya’nın Moskova Büyükelçisi, Eski Devlet Başkanı, Kara Kuv. Komutanı, Hava Kuv. Komutanı, Deniz Kuv. Komutanı, Özel Kuv. Komutanı’nın da bulunması.
   Çok zor oluyor kabullenmesi ama, kurtulan bir kişi bile yok.
   Bir devletin yönetiminin neredeyse yarısı bir kazada yok oldu.
   Dost ya da düşman, Müslüman ya da değil, yakın ya da uzak… farketmez. Bir millet tarihinin en ağır darbelerinden birini yedi. Yardıma en ihtiyaç duydukları andalar… Bir Kırmızı-Beyaz Bayrak kan ağlıyor yine…
   Bize ne düşer?
  ”Türkler bağımsızlık savaşı veriyormuş” denildiğinde Afgan kadınlar kollarındaki bilezikleri çıkarıp yolladılar Meclis’e. Kurtuluş Savaşı’nda alınan en önemli yardımlardan biridir bu. Ama bu bileziklerle birlikte tüm dünyadan yardım duaları da aktı Anadolu’ya. Gökten inen melekeler hikayleri anlata anlata kazanıldı bir savaş…
    Demem o ki, dua etmenin, dua almanın gücünü bizden daha iyi kim bilebilir ki?
   Yardıma ihtiyacı olanlar var…. Bu kelimeleri dökerken Türkiye’de sınav teri dökenlerin, binlerce kilometre uzaktaki Polonyalıların, adını sanını bilmediğimiz, derdinden haberimizin olmadığı milyonların ihtiyacı var yardıma. Bizim yardıma ihtiyacımız var. Elinizden gelen şeyler var…
   Yardım edin…….

 

   Not: Yıllardır Coca Cola ürününün içerik sırrını bilen 3 kişinin formül yok olmasın diye aynı anda aynı taşıta binmediği bilinirken, koca bir devletin zirvesinin tamamının aynı uçağa binmesi de oldukça garip bir durum. Akla sorular gelmiyor da değil…

  Devamını Oku… »

11 Fen A 1. Yazılılar

DUYURULAR 13 Yorum »

CUMA ÖZAVCI 81
AHMET HAŞLAK 60
MUZAFFER DOĞAN 45
ABDULLAH YETKİN 73 Devamını Oku… »

Sayılmaz…

GÜZEL YAZILAR Yorum Yok »

tesbi.jpg 

   Bozkırın ortasında elinde tesbihi ile yürüyen derviş karşıdan gelen genç kızı görür. Kucağında elmalar bir eyer gitmektedir kız. Karşı karşıya geldiklerinde sorar derviş: “Kızım nereye gidersin bu elmalarla?”. “Karşıdaki tarlada sevdiğim çalışmakta” der kız, “ona elma götürmekteyim”. “Peki, kaçtane elme götürüyorsun sevdiğine?” diye sorar derviş. kız bir derviş değildir, ama öyle bir cevap verir ki….

  “Hiç olur mu derviş, hiç insan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı?” der….

  Kalakalır derviş yerinde… Önce biraz düşünür, sonra koparıverir elindeki tesbihin ipini….

  Edebiyatın en önemli noktasıdır: “Herkes okuduğundan farklı şeyler anlayabilir” Ben hayran oldum bu kısacık hikayeye. Daha güzel anlatılabilir miydi acaba dedim… Muhtemelen benim şimdiye kadar karşılaştığım en iyi anlatım bu oldu “Sevmek ve Sunmak” üzerine.

  Bizrbirimize yaptığımız iyiliklerimiz var. Bunları birbirimizi sevdiğimiz için yaptığımızı söyleriz. Peki sayar mısınız iyiliklerinizi? “5 iyilik yapınca bitireceğim” ya da “bir iyilik yapacağım sonra da bir tane ondan bekleyeceğim” der misiniz?

   Düşünün bakalım seviyor musunuz yoksa ticaret mi yapıyorsunuz???

  Genç kız çok güzel söylüyor “Sevmek ticareti unutmaktır”. Sevdiği kişiye şu kadar bu kada değil, elinden geldiği kadar sunmaktır sevmek, hesabını yapmadan, kitabını tutmadan sunmak…

  İster arkadaşınız olsun, ister anne-babanız, ister kardeşiniz ister dostunuz, ister ise de Allah olsun sevdiğiniz… Sayarak sunuyorsanız oturup düşünün. Saymak sunduğunuz şeyin biteceği zamanı hesaplaşamk değil midir? Eh, sundupunuz şeyin biteceği zamanı sayay sayay sunduğunuz sürece ne denli samimisiniz?

  Devamını Oku… »

Gizli Numara…

GENEL KONULAR Yorum Yok »

ozel.jpg 

     Zıır zıırrr… Telefona bakıyorum “Özel Numara”, tövbe tövbe…. Arayan kişiye olan saygımdan dolayı özellikle cevap vermiyorum ben. Madem gizli olmak istiyorsun, gizli kal o zaman deyip basıveriyorum kırmızıya. Ne bileyim çok garip geliyor bana gizli numaradan arayıp sonra da “Selam Turan ben filanca..” demek.

   Izdıraptaydım uzun zamandır…

  Baktım ki çözümü varmış. Şimdi beni arayan gizli numaralara kibar bir hamın “Aradığınız kardeş herşeyin açık seçik olmasından hoşlanıyor, gizlilik ilkesinden keyif almadığı için sizinle konuşmak istemiyor” tarzında kibar bir red cevabı veriyor. Ağzına sağlık….

   Herkese tavsiyemdir. Siz de engelleyin. Cep telefonunda gizli numara olmanın karşı tarafı hazırlıksız yakalamaya çalışmaktan başka bir amaca hizmet ettiğini sanmayan çok kişi var…. Buyrun yolları:

   Avea: Telefonunuzdan *100# yi tuşlayın ve arama tuşuna basın. Karşınıza çıkan servis cevabı menüsünden İŞLEMLER(9) u seçin. Burada GİZLİ NUMARA ENGELLE(4) yi göreceksiniz (duyacaksınız). Verin onayı kurtulun….

  Turkcell: ”yıldız 253 kare” yazarak onay tuşuna bastığında engelleme devrede. Servis ”kare 253 kare” yazılarak onaylandığında ise devre dışı kalıyor..

  Vodafone: Servisi açmak için; SMS metnine “GIZLINUMARAYAKAPALI AC“ yazılarak 7048’ gönderilir. Servisi kapatmak için; “GIZLINUMARAYAKAPALI KAPAT” yazılarak 7048’ gönderilir.

  Delikanlıcell: Telefonu açar, karşı tarafa söz hakkı vermeden “Delikanlıysan kimliğini gizlemeden ararsın, bu alemde geleceği düşünen kahraman olamaz” der kapatırsınız.

  Pimpiriklicell: “Ulen, acaba çok acil bir şey olmuş da kimliğimi gösteri seçecek zaman bulamamaış mıdır ki? Açım bakim, belki ev yanıyordur” gibi bahanelerle her gizli aramayı arayan kişinin adı “mehmet Gizli ARAMA”ymış gibi cevaplandırısınız.

   Üşengeçcell: “Aman, şimdi iki saat telefonu al, kareyi tuşla, cevap bekle… Ölme eşeğim ölme” diyerek bu servisi kullanmazsınız. Hoş siz zaten yazının burasına kadar dayanamayıp çoktan kapatmışsınızdır sayfayı…

  Devamını Oku… »

WP Tema & Icons: N.Design Studio & Türkçe: t'infection.com
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş