19 Mayıs Kutlu Olsun…

GÜZEL YAZILAR 3 Yorum »

   19mayis.jpg

   Esas kökleri çok daha evvelde olmasına rağmen Anadolu’da sürdürülen Kurtuluş Hareketi, Mustafa Kemal’in Bandırma vapuru ile Samsun’a çıkışı ile tarihlendirilmiştir.

  Özgürlük’ün, Cumhuriyet’in, Bağımsızlık’ın temeli sayılan  19 Mayıs’ın 91. yıldönümü herkese kutlu olsun.

  Bugün Atatürk’ü anma günüdür.  Bir yad etme, bir tefekkür, bir sorgulama günüdür bugün. (bir gün değil hergündür aslında) Neden ve Nasıl temel iki sorudur

  Neden sarayda damat olmak yerine sürgün hayatı seçti ki?

  Neden kenardan seyretmek varken, koskoca başkomutan cephenin ortasına daldı ki?

  Neden yıllardır yanında savaşan kardeşlerini yok cumhuriyet kuracağım, yok kadınlara seçme hakkı vereceğim diye karşısına aldı ki?

  Neden Hilafet’i bir kişiden alıp tüm milleti temsil eden bir meclise verdi ki?

  ve…

  Kendi davasına canını koyan bu kadar insanı nasıl toparlayabildi?

  7 çocuğunu evde bırakıp insanları vatanları için nasıl cephede ölüme koşturdu?

  Kendi şehirlerini yakıp geçmiş Yunanların bayrağını bile (o dönemde Yunanlara en çok kızma hakkına sahip kişilerden biridir) “Bir bayrak asla yerlerde durmaz, derhal kaldırınız” diyerek kaldırtacak erdemi nereden buldu?

  Nasıl oldu da bir köşkün tamamını, yıkmadan 7 metre  kenara çekecek mühendislik projesini çizebilecek kadar iyi bir mühendis,

  Türkçe terimler ile yazılmış ilk geometri kitabını yazacak kadar iyi bir matematikçi,

  Dili yabancı kelimelereden arındırma çalışmasını yapacak kadar iyi bir dil bilimci,

ve yine bunun pek de mümkün olmadığını görüp çalışmaları kısıtlayacak kadar iyi bir dilbilimci,

  Birçoğumuzun hayatında duymadığı “Kayıp Kıta Mu”yu bilip araştırması için Meksika’ya bilim adamları gönderecek, Türk ırkının kökenini bu kıtaya dayandıracak teorileri ile çalışmalar yapacak kadar iyi bir tarihçi,

  Avrupa’nın medeni kanunlarının tamamını inceleyip, çıkarımlar ve eklemeler yaparak “Modernlik” temsilcisi Fransa’dan bile önce kadınlara seçme hakkı verecek kadar ileri görüşlü

  veee tüm çalışmalarını yaparken Anadolu’yu kendi çalışmalarını tehlikeye atabilecek bir isyan sınırına getirmeyecek kadar “mükemmel” bir sosyolg

  olabildi???????

  Mustafa Kemal’in yaptığı işler bazılarımızın hoşuna gitmemiş gibi görünebilir. Bu baktığımız pencereye göre değişir. Fakat bir anlığına da olsa kendimize karşı dürüst davranarak tarafsız olamaya çalışırsak bu kadar çok karpuzu bir koltuğa sığdırabilmenin pek de eşi benzeri görülmeyen bir başarı olduğunu görebiliriz, ve hangi inanca sahip olursak olalım bu başarının saygıyı hakettiği gerçeğini inkar etmek artık biraz naiflik olacaktır….

  Telefonla konuşurken aynı anda yazı yazamıyor, bir başkası ile konuşamıyor iseniz, 2 dersten yazlınız varken geri kalan hayatınızı durduruyor, 10 derse aynı anda çalışamıyorsanız, “yahu ben sözelciyim, ne anlarım matematikten” ya da “ben sayısalcıyım, ezber yapamam ki” diyenlerdenseniz, o zaman tekrar bir düşünün yukarıdakileri….

  Sanırım geriye bir tek spor yapmak kaldı… Haydi 30 mekik, 20 şınav çektik mi bayram tamalanacak…

  19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun hepimize….

Devamını Oku… »

Bir Alçı Ustasının Ettiği…

GÜZEL YAZILAR 4 Yorum »

    Adamın biri çalıştığı işten rahatsız olduğu için hayatı kendine dert ediyormuş. Bir gün bir alçı ustası çağırmış evine. Ustanın işini beğenmedikçe söylenmiş ustaya. Hiç bir cevap ters vermemiş usta, çünkü o işe ihtiyacı varmış.

   İş bitmiş, kızan adam düşünmüş neden usta karşılık vermedi diye ve anlamış bir tarafta bir işe muhtaç olduğu için kendi gibi aksi kişilere bile ses çıkarmadan katlananlar; diğer tarafta ise ceviz kabuğunu dolduracak sebepler için kendi işine sırtını dönen kendi gibilerin olduğunu…

   Ve saf değiştirmiş…

  Devamını Oku… »

Sayılmaz…

GÜZEL YAZILAR Yorum Yok »

tesbi.jpg 

   Bozkırın ortasında elinde tesbihi ile yürüyen derviş karşıdan gelen genç kızı görür. Kucağında elmalar bir eyer gitmektedir kız. Karşı karşıya geldiklerinde sorar derviş: “Kızım nereye gidersin bu elmalarla?”. “Karşıdaki tarlada sevdiğim çalışmakta” der kız, “ona elma götürmekteyim”. “Peki, kaçtane elme götürüyorsun sevdiğine?” diye sorar derviş. kız bir derviş değildir, ama öyle bir cevap verir ki….

  “Hiç olur mu derviş, hiç insan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı?” der….

  Kalakalır derviş yerinde… Önce biraz düşünür, sonra koparıverir elindeki tesbihin ipini….

  Edebiyatın en önemli noktasıdır: “Herkes okuduğundan farklı şeyler anlayabilir” Ben hayran oldum bu kısacık hikayeye. Daha güzel anlatılabilir miydi acaba dedim… Muhtemelen benim şimdiye kadar karşılaştığım en iyi anlatım bu oldu “Sevmek ve Sunmak” üzerine.

  Bizrbirimize yaptığımız iyiliklerimiz var. Bunları birbirimizi sevdiğimiz için yaptığımızı söyleriz. Peki sayar mısınız iyiliklerinizi? “5 iyilik yapınca bitireceğim” ya da “bir iyilik yapacağım sonra da bir tane ondan bekleyeceğim” der misiniz?

   Düşünün bakalım seviyor musunuz yoksa ticaret mi yapıyorsunuz???

  Genç kız çok güzel söylüyor “Sevmek ticareti unutmaktır”. Sevdiği kişiye şu kadar bu kada değil, elinden geldiği kadar sunmaktır sevmek, hesabını yapmadan, kitabını tutmadan sunmak…

  İster arkadaşınız olsun, ister anne-babanız, ister kardeşiniz ister dostunuz, ister ise de Allah olsun sevdiğiniz… Sayarak sunuyorsanız oturup düşünün. Saymak sunduğunuz şeyin biteceği zamanı hesaplaşamk değil midir? Eh, sundupunuz şeyin biteceği zamanı sayay sayay sunduğunuz sürece ne denli samimisiniz?

  Devamını Oku… »

Aslan Sincap…

GÜZEL YAZILAR Yorum Yok »

  Ufak tefek olduğuna bakmayın sincabın. İçinde ne cevherler gizliymiş. Su dolu bir kaba attığınız zaman taşan su miktarı fazla olmayabilir ama gördük ki sincap kardeş aslında “zip”lenmiş bir aslanmış.

sincap1.Jpeg

   Köpek büyük bir hayvan. Dünyaca meşhur “köpek dişleri”ne sahip. Eh yolda görüldüğü zaman korku saldığı da kesindir. Tehlikeli ve güçlü…

sincap2.Jpeg

   Küçük olan sincabın yavrusu daha da küçük. Köpeğin önüne düşünce niyeti bozuyor köpek. Ama bir şeyin farkında değil… Yanlış sincaba bulaşıyor…

  

sincap3.Jpeg

    Neden mi Cennet annelerin ayağının altında? İşte bundan… Ne kalıbını görür gözü ne de köpek dişlerini… Tek amaç, tek mesaj: “O benim yavrum!!!!!!!”

sincap4.Jpeg

   Cesaret mi dersiniz, fedakarlık mı? Belki tesadüfi fotoğraf kareleri olarak görürsünüz bunları, belki de farkedersiniz içerisindeki mucizeyi. Umarım görürsünüz almanız gereken mesajı..

sincap5.Jpeg

    Umarım farkedersiniz hayatta savaş verirken büyüklüğünüzün önemli olmadığını. Önemli olanın “elinizden geleni yapmak” ve “yaptığı işe inanmak” olduğunu farkedersiniz umarım. Bir sincap bile olsanız, küçücük ve güçsüz olsanız  bile bir köpeğin karşısında, koyduysanız ortaya yüreğinizi ve inacınızı…

   Hey yavrum heyy!! Kim tutar sizi…

Devamını Oku… »

Teksas’ta Haberler…

GÜZEL YAZILAR 2 Yorum »

httpv://www.youtube.com/watch?v=SSjqRaCYvKk

    Günü güzel olaylarından biri: internette gazetemi okurken gördüm haberi. Teksas’ta üniversite öğrencileri 10 Yıl Marşı’nı okumuşlar. Tıkladım seyrettim. Öncelikle Koroyu oluşturmuş olan öğrenci arkadaşımı (sunumu yapan kişidir) canı gönülden tebrik ediyorum.

   Aferin ona… Türkiye’de hangi partiye oy vermiş olursa olsun, Amerika’da ülkesinin varlığını devam ettirmek için elinden geldiğini yaptığı için… Aferin ona “aman ne gerek var? yapacam da ne olacak” deyip yan gelip yatmayı tercih etmediği için… Aferin ona bu kadar kişinin iyi yada kötü bir şeyler düşünmesini sağladığı için… Aferin ona bir çok kişiye aslında birşey yapıp yapmadıklarını düşündürdüğü için.

   Koronun performansını  da pek beğendim. Bir İngilizceci olarak İngilizce’de “I” ve”Ö” harflerinin telafuz edilmemiş olmasına da ayrıca dikkat etmenizi isterim…

   Haydi şimdilik kalın sağlıcakla….. Devamını Oku… »

Berber Paradoksu

GÜZEL YAZILAR 3 Yorum »

  Bir kasabada yaşayan bir berber varmış. Bu berber sadece kendini traş edemeyenleri traş edermiş. Kendini traş edebilenleri traş etmezmiş. (Gayet basit gibi değil mi?)

  Şimdi soru şu: Bu berber kendini traş edebilir mi edemez mi? Cevap bir paradoks…

Mevlana…

GÜZEL YAZILAR 1 Yorum »

mevlana.jpg 

   30 Eylül 1207 yılı üzerinden 801 yıl geçti bugün; Mevlana’nın doğumunun 800. yıldönümünde yapılan muhteşem anma törenlerinin üzerinde ise 1 yıl. Çok fazla şey söylemeyeceğim burada Mevlana hakkında, zaten buraya yazarak bitirebileceğim gibi de değil. 

   Yalnız, söylemek istediğim çok çok önemli şeyler var. Unesco’nun iki defa “düna yılı” ünvanı verdiği Mevlana’yı tanıma konusunda yetersiz olduğunu kabul etmek gerekiyor. Tanımak derken kastettiğim “Şams-i Tebrizi” ile dostluğu ya da dönerek yapılan mevlevi ayinleri değil, Mevlana’nın felsefesidir. Ne dediğini anlamadıktan, uygulamaya koymadıktan sonra ne işe yarar Mevlana ansiklopedisi yazsanız bile. Ne mi kastediyorum? Anlatayım sadece iki örnekle.

   Koca Mevlana’nın iki sözünün dahi “hatalarla doludur” dediğimiz hayatımızda sorunları çözeceğine can-ı gönülden inanıyorum.

  1-  Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün. : Hayatta taktığımız maskeler vardır. Öğrenci olarak, öğretmen olarak, abi, kardeş, baba, sevgili, kul, arkadaş ve kardeş olarak farklı roller oynarız. Bu rolleri oynarken isememize rağmen olduğumuzdan farklı görünmek zorunda kalırız (kaldığımızı sanırız). Karşıdaki insanların yüzüne karşı dürüstçe ve kırıcı olmadan fikirlerimizi söyleyebilme yeteneğie sahip olmamamız bizi olduğumuz gibi görünmemeye ve dürüst olamamaya yönlendirir. Bu durumda ne kadar kendimizi haklı çıkarmaya çalışırsak çalışalım yaşadığımız sahte dünyanın bir parçası ve sorumlusu oluruz.

   2- Ya Hayır İçin Konuş Ya da Sus: Kesinlikle bir üstteki söz kadar hatta ondan daha önemlidir derim bu söz için. Etrafınıza bir bakın ve düşünün: Birbirimize ne kadar çok olumsuzluk telkin ediyoruz. “Burası Türkiye değil mi, ne bekliyorsun?”, “Bu maaş ile hiç bir şey mümkün değil”, “Bu çocuklar adam olmaz”, “İşimiz başkasına kaldıysa yandık”, “öğretmen değil mi, tabiki haksızlık yapacaktır” gibi yüzlerce daha… Unutmayın bir kişiye kırt defa deli derseniz deli olur. Öyleyse kırk defa yukarıdakileri söylediğinizde de şonuç farklı olmayacaktır. Buna psikolojide “Algıda seçicilik” denir. Sadece etrafınızdaki olumsuzluklardan bahsederseniz belli bir süre sonra gözünüz olumsuzlukları hemen farketmeye başlayacak, belli bir süre sonra ise o göz olumsuzluklardan başka hiç bir şey görmeyecektir.

    Lütfen!!!!! Yapmayın !!!!!!! Ülkemizde hayır için konuşma zamanıdır. Hayır için konuşmayacaksanız lütfen susun. Ben dedim diye değil. 6 milyar insanın Mevlana’yı ciddiye almasının arkasında saygı duyulması gereken bir sebep vardır diye susun.

   İşte bunlar benim gözümde “Büyük insanlardan ders almak demek ne demek?” sorusuna cevap bulamamış kişiler için (4 yıl önce ben de henüz bulamamıştım) cevap niteliğinde birer örnek olacaktır umuyorum. Devamını Oku… »

Anabel Lee - Edgar Allen POE

GÜZEL YAZILAR Yorum Yok »

Anabel Lee - Edgar Allen Poe

It was many and many a year ago,
In a kingdom by the sea,
That a maiden there lived whom you may know
By the name of Annabel Lee;
And this maiden she lived with no other thought
Than to love and be loved by me.
I was a child and she was a child,
In this kingdom by the sea:
But we loved with a love that was more than love–
I and my Annabel Lee;
With a love that the winged seraphs of heaven
Coveted her and me.
And this was the reason that, long ago,
In this kingdom by the sea,
A wind blew out of a cloud, chilling
My beautiful Annabel Lee;
So that her high-born kinsman came
And bore her away from me,
To shut her up in a sepulchre
In this kingdom by the sea.

The angels, not half so happy in heaven,
Went on envying her and me–
Yes!–that was the reason (as all men know,
In this kingdom by the sea)
That the wind came out of the cloud by night,
Chilling and killing my Annabel Lee.

But our love it was stronger by far than the love
Of those who were older than we–
Of many far wiser than we–
And neither the angels in heaven above,
Nor the demons down under the sea,
Can ever dissever my soul from the soul
Of the beautiful Annabel Lee.

For the moon never beams, without bringing me dreams
Of the beautiful Annabel Lee;
And the stars never rise, but I feel the bright eyes
Of the beautiful Annabel Lee;
And so, all the night-tide, I lie down by the side
Of my darling–my darling–my life and my bride,
In the sepulchre there by the sea,
In her tomb by the sounding sea.

Devamını Oku… »

CAN YÜCEL

GÜZEL YAZILAR 1 Yorum »

 cann.jpg

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak… Devamını Oku… »

Mutheşem…

GÜZEL YAZILAR 2 Yorum »

   Türk üniversitelerinden birinin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü bir hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki her senesi ayrı ilginçtir. Derslerinden birinden bir anekdot:

   Hoca sürrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen bişey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka bişeyler daha.

 grmenina.jpg

      5-10 dakka hiçbişey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso’nun resmini alıp Meninas’in bir resmini koyar. Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.

 las_meninas_velazquez_0.jpg

      Ancak ikinci resmi görünce Picasso’nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas’in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf.

    Ve Profesör hiç unutamayacağımız dersini verir:

   “Hayatta hiçbirşey Meninas’in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı gerçekleri size Picasso’nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir. Picasso’nun resmine bakıp, Meninas’in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek.”

    VE SON SÖZ……

Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın

Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin

Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin :)

Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun

Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin…

Devamını Oku… »