29 Mayıs…

GENEL KONULAR Yorum Yok »

   İstanbul’un Fethi üzerinden geçen 557 yıl, bu yıllar süresince başımıza gelenler, dünyaya yansıması, olayın coğrafik, politik ve kaçınılmaz şekilde dini etkileri üzerine geniş içerikli bir yazı eklemek istiyorum. Aslında isterdim demem gerek çünkü günün anlam ve önemini farkettiğim şu anlarda kafamın pek de sağlam olduğu söylenemez. (Hoş, normal zamanlarda da pek yerinde olmuyor ama :) )

Bundan dolayı Fetih’in 557. yılında yaşanılan gururun sevinci içerisinde “haydi bakalım” diyorum “hepimize tekrar hayırlı olsun…”

Diyarbakır Kitap Fuarı…

GENEL KONULAR 4 Yorum »

   Herşeyden önce tüm öğrenci kardeşlerden özür diliyorum çünkü fuarın haberini cuma günü aldım ve pazar son gündü. Bu yüzden Diyarbakır Kitap Fuarı gezisi düzenleyemedim. 3 yıldır Urfa’dayım, bu denli büyük bir faaliyet bu kadar yakında ilk defa oluyor ve ben “Kitap Okuma Kulübü” başkanı olarak faaliyet yapamadım…

   Dediğim gibi, özür dilerim…

siv.JPG

  Gelelim işin güzel kısmına. ben gittim. Fuarın son günü olan Pazar çıktık yola. İlk durak Siverek oldu. Çarşısını, Ulu Cami’sini, Yılmaz Güney heykelini görecek kadar gezdik. Ama bunlar kadar önemli bir şey var ki o da “Siverek Tavası”. “Şimdiye kadar yediklerim yemek değilmiş” dedirtecek güzellikte bir lezzet ile tanıştım… Sırf tava yemek için tekrar gideceğim, sözüm olsun…

   En önemli kısımları anlatacağım için direk Kitap Fuarına geçiyorum. Kapıdan girdiğimizde gözüme ilk çarpan şey fuara gösterilen yoğun ilgiydi. Kitap fuarı gezerken sıkışmanın, kitap standlarını görebilmek için kalabalığın arasından başınızı uzatmak zorunda kalmanızın tadı da bambaşkadır hani… Bu kadar kitapseveri bir arada görmeyeli oldukça uzun zaman olmuş. Darısı Urfa’nın başına…

dsc09429.JPG

dsc09432fun.JPG

  Rahmetli Aziz Nesin’in oğlu matematikçi Ali Nesin, Ahmet Günbay Yıldız, İskender Pala,  karşılaşıp sohbet şansı bulduğumuz yazarlardan sadece bir kaçı oldular. Ama öyle bir isim vardı ki, en büyük etkiyi o bıraktı….. Hayatımda baştan sona okuduğum ilk kitap olma özelliği taşıyan “Sunguroğlu” nun yazarı Sayın Yavuz Bahadıroğlu tam anlamıyla oturmuş bizi beklemeteydi… Bugün kitap okuyorsam, “Ulen bu kitaplarda iyi şeyler” diyorsam, temeli atan kişidir Yavuz Bahadıroğlu.. Elimde, adıma imzalanmış iki kitabın yazarı….

dsc09428.JPG

   Ne zevk, ne gurur ya Rabbim…

   Diyarbakır gezimizden yanımıza kalanlar, 4-5 kitap, Diyarbakır’ın güzel çarşısında gezi hatıraları, çekilen resimler, Siverek Tava’nın o güzel tadı ve yorgunluktan hışımızın çıkmış olduğu gece uykusu oldu…

  Değer mi? On kere değer….

  Devamını Oku… »

Ulusal Egemenlik …

GENEL KONULAR Yorum Yok »

 tbmm.gif

  Matematiksel olarak da bu yıl 23 Nisan’ın değeri bir ayrı. Eh, malum 90. yılını kutluyoruz Türkiye Büyük Millet Meclisi’in açılışının.

  Şimdi yazarken dikkat ettimde “Türk Büyük Millet Meclisi” değil, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” konulmuş adı şu sıralar içerisinde bulunduğumuz tartışmalar bilinircesine. Umuyorum ki “Derdimiz Türkiyelikle değil Türklükle” diyen gruplar da coşku içerisinde kutlayacaklardır “Türkiye’nin Egemenliğini”.. Göreceğiz….

   Teşekkür ediyorum babama. Beni gözetmeye çalıştığı için. Teşekkür ediyorum yeri geldiğinde elinde olmayanı paylaştığı için. Teşekkür ediyorum yıllarca kendinden yardım isteyenleri geri çevirip aç-açıkta bırakmadığı için. Teşekkür ediyorum babama ülkemde hiç olmazsa kendi dilimi konuşmama olanak sağladığı için. Teşekkür ediyorum ona hiç olmazsa kavgayı sadece Türkçe konuşabilmek ya da Kürtçe konuşabilmek de bıratığı, bizleri şu an Türkçe ya da Kürtçe bile konuşamayan bir Fransız sömürgesi, bir İngiliz mandası (Amitabh Bachchan’ın Black isimli filmini seyredin anlarsınız ne demek istediğimi) halinde bırkmadığı için.

  Teşekkür ediyorum babama… Babam mı?? Yok Mehmet Kasım BEK’i kastetmiyorum. Ona da teşekkür ederim. Devlet Baba’ya ve Allah Baba’ya bu teşekkürlerim….

  Aklınıza “Peki ya çocuklar?” sorusu gelebilir. Çocuklara ve benim gibi içindeki çocuğu öldürmeyenlere nasıl olsa her gün bayram diyerek es geçtim onları…

  Bugün bayram, erken kalkın çocuklar. Giyelim en güzel giysilerimizi. elimizde taze kır çiçekleri, üzmeyelim bugün annemizi…    Barış MANÇO….

  Devamını Oku… »

Derdim Var….

GENEL KONULAR 2 Yorum »

 aglayanlar1.jpg 

   - Nasılsın dostum?

   - Nolsun işte, dertlerle uğraşıyoruz….

  Defalarca tekrarlanıyor bu konuşmalar sağımda solumda. “Koşturuyoruz, uğraşıyoruz, aman hiç sorma…” diye devam eden hasbihal konuşmaları. Heryerde…

  Resimleri görünce yüreğim burkuldu. Hem de ne burkulmak. Ordu’da öğrencileri taşıyan servis kaza yapmış. Haberi alan veliler koşmuşlar. Hani derler ya “baba olunca anlarsın”, “anne olunca anlarsın” diye… Haklılar, ben anladım. Resimlere bakınca “Dert Sahibi Olmak” demenin ne demek olduğunu anladım.

  Siz hiç “baba”yı ağlarken gördünüz mü? Ağlaya ağlaya koşarken? Peki üç babayı birden gördünüz mü ağlayarak koşarken? Erkekler ağlamaz… Babalar hiç ağlamaz…. Üç baba birden sokakta ağlamaz…..

   Hadi be!!!!!

  Görüyor musunuz yaşanan acının büyüklüğünü? Görüyor musunuz yüreklerde yanan ateşi? Görüyor musunuz acıyı, kederi, endişeyi?

  Hayatları boyunca çalıştılar. Yaşamamacasına çalıştılar muhtemelen. Biriktirdiler zevklerinden kısa kısa ve şu resimlerin çekildiği anda varlarını yoklarını, canlarını vermeye hazırlar akıllarına gelen başlarına gelmesin diye.

  İşte bu an var ya bu an… “Dert Sahibi Olmak” demenin ne demek olduğunun görüldüğü andır. Allah hepsine yardım etsin diye dua ettikten sonra duamın kabul edilmesini isterdim, fakat bilmiyorum hangisi, biri evlat acısı ile döndü hastaneden. Ordu, bir Anadolu Lisesi öğrencisini (Elif BİNDAŞ) kaybetti dün.

aglayanlar2.jpg

  Ne Elif bir daha sevdiğini söyleyebilecek ne de annesi ve babası. “Azıcık daha yaşayabilse ne kadar rahat edecekti” diyenler vardır belki ardından, bilmiyorum. Ama çevremde bir çok kişinin kıymetli hayatını “Dertliyim, tasalıyım” diye dert üreterek geçirdiğini biliyorum.

  İçinizden bir parça koptuysa bu resimleri görünce. Yüreğinizde ateşin ne kadar acıtabileceğini hissettiyseniz lütfen ara verin dertlerinize, herşeye rağmen onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin sevdiklerinize.

  Hala vaktiniz varken….

  Devamını Oku… »

Paralı Askerlik

GENEL KONULAR 2 Yorum »

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

   Bilmiyorum başka söze gerek var mı??????

Devamını Oku… »

Polonya’da Şok!!!

GENEL KONULAR 2 Yorum »

polandflag.jpg

    Korkunç haberi dehşetle izledim. 1940′da hayatını kaybeden Polonyalılar için yapılmış anıt mezar ziyareti için Rusya’ya uçan Polonya devlet başkanı Leh Kaçinski’yi taşıyan uçak hava muhalefeti (?) sebebi ile piste birkaç yüz metre kala düşmüş. Bir delet liderinin yaşadığı ilk uçak kazası değil bu.
  İşin korkunç yanı aynı uçakta Polonya Devlet başkanının eşi Maria Kaçinski, Parlamento Başkan yardımcıları, Dışişleri Bakan Yrd.,Kültür Bakanı Yrd., Genelkurmay Başkanı, Ulusal Güvenlik Servisi Başkanı, Merkez Bankası Başkanı, Polonya’nın Moskova Büyükelçisi, Eski Devlet Başkanı, Kara Kuv. Komutanı, Hava Kuv. Komutanı, Deniz Kuv. Komutanı, Özel Kuv. Komutanı’nın da bulunması.
   Çok zor oluyor kabullenmesi ama, kurtulan bir kişi bile yok.
   Bir devletin yönetiminin neredeyse yarısı bir kazada yok oldu.
   Dost ya da düşman, Müslüman ya da değil, yakın ya da uzak… farketmez. Bir millet tarihinin en ağır darbelerinden birini yedi. Yardıma en ihtiyaç duydukları andalar… Bir Kırmızı-Beyaz Bayrak kan ağlıyor yine…
   Bize ne düşer?
  ”Türkler bağımsızlık savaşı veriyormuş” denildiğinde Afgan kadınlar kollarındaki bilezikleri çıkarıp yolladılar Meclis’e. Kurtuluş Savaşı’nda alınan en önemli yardımlardan biridir bu. Ama bu bileziklerle birlikte tüm dünyadan yardım duaları da aktı Anadolu’ya. Gökten inen melekeler hikayleri anlata anlata kazanıldı bir savaş…
    Demem o ki, dua etmenin, dua almanın gücünü bizden daha iyi kim bilebilir ki?
   Yardıma ihtiyacı olanlar var…. Bu kelimeleri dökerken Türkiye’de sınav teri dökenlerin, binlerce kilometre uzaktaki Polonyalıların, adını sanını bilmediğimiz, derdinden haberimizin olmadığı milyonların ihtiyacı var yardıma. Bizim yardıma ihtiyacımız var. Elinizden gelen şeyler var…
   Yardım edin…….

 

   Not: Yıllardır Coca Cola ürününün içerik sırrını bilen 3 kişinin formül yok olmasın diye aynı anda aynı taşıta binmediği bilinirken, koca bir devletin zirvesinin tamamının aynı uçağa binmesi de oldukça garip bir durum. Akla sorular gelmiyor da değil…

  Devamını Oku… »

Gizli Numara…

GENEL KONULAR Yorum Yok »

ozel.jpg 

     Zıır zıırrr… Telefona bakıyorum “Özel Numara”, tövbe tövbe…. Arayan kişiye olan saygımdan dolayı özellikle cevap vermiyorum ben. Madem gizli olmak istiyorsun, gizli kal o zaman deyip basıveriyorum kırmızıya. Ne bileyim çok garip geliyor bana gizli numaradan arayıp sonra da “Selam Turan ben filanca..” demek.

   Izdıraptaydım uzun zamandır…

  Baktım ki çözümü varmış. Şimdi beni arayan gizli numaralara kibar bir hamın “Aradığınız kardeş herşeyin açık seçik olmasından hoşlanıyor, gizlilik ilkesinden keyif almadığı için sizinle konuşmak istemiyor” tarzında kibar bir red cevabı veriyor. Ağzına sağlık….

   Herkese tavsiyemdir. Siz de engelleyin. Cep telefonunda gizli numara olmanın karşı tarafı hazırlıksız yakalamaya çalışmaktan başka bir amaca hizmet ettiğini sanmayan çok kişi var…. Buyrun yolları:

   Avea: Telefonunuzdan *100# yi tuşlayın ve arama tuşuna basın. Karşınıza çıkan servis cevabı menüsünden İŞLEMLER(9) u seçin. Burada GİZLİ NUMARA ENGELLE(4) yi göreceksiniz (duyacaksınız). Verin onayı kurtulun….

  Turkcell: ”yıldız 253 kare” yazarak onay tuşuna bastığında engelleme devrede. Servis ”kare 253 kare” yazılarak onaylandığında ise devre dışı kalıyor..

  Vodafone: Servisi açmak için; SMS metnine “GIZLINUMARAYAKAPALI AC“ yazılarak 7048’ gönderilir. Servisi kapatmak için; “GIZLINUMARAYAKAPALI KAPAT” yazılarak 7048’ gönderilir.

  Delikanlıcell: Telefonu açar, karşı tarafa söz hakkı vermeden “Delikanlıysan kimliğini gizlemeden ararsın, bu alemde geleceği düşünen kahraman olamaz” der kapatırsınız.

  Pimpiriklicell: “Ulen, acaba çok acil bir şey olmuş da kimliğimi gösteri seçecek zaman bulamamaış mıdır ki? Açım bakim, belki ev yanıyordur” gibi bahanelerle her gizli aramayı arayan kişinin adı “mehmet Gizli ARAMA”ymış gibi cevaplandırısınız.

   Üşengeçcell: “Aman, şimdi iki saat telefonu al, kareyi tuşla, cevap bekle… Ölme eşeğim ölme” diyerek bu servisi kullanmazsınız. Hoş siz zaten yazının burasına kadar dayanamayıp çoktan kapatmışsınızdır sayfayı…

  Devamını Oku… »

Nevruz Gelir Hoş Gelir…

DUYURULAR, GENEL KONULAR Yorum Yok »

   Her bayram gibi Bahar Bayramı’nın da kin ve düşmanlık değil, dostluk ve kardeşlik vesilesi olması gerktiğini söyleyerek başlamak istiyorum sözlerime. Hangi fikre sahip olurlarsa olsunlar bunun karşısında olanları kınıyorum demek isterdim, ama dediğim gibi, bugün bayram :) 

    Nevruz büyük ölçüde Doğu ve Orta asya, Sibirya, Kırım, Anadolu ve Balkanlar gibi oldukça geniş bir coğrafayada varlığını sürdürmüş olan Türk halkının da  dahil olduğu, göçebe kültürü ile tanışık, bir çok kültürün kutladığı bir bayramdır. Coğrafya biliminin Ekinoks olarak isimlendirdiği gece gündüz eşitliği ile günlerin uzamaya başlaması, yani ilkbaharın gelişini temsil eden 21 Mart gününe denk gelir Nevruz.

     Nevruz bayramı Azerbeycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan Ve Türkmenistan’a ek olarak Uygurlar, Yakut Türkleri, Volga, Kırım ve Kazan Tatarları da resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Ayrıca İran’da da yeni yılın başlangıcı olarak bir bayram olarak kutlanmakadır. Türkiye Cumhuriyetin’de ise Nevruz bir halk kutlaması olarak varlığını sürdürmektedir.     

    Türk tarihi boyunca Baharın Gelişi farklı Navruz, Navriz, Novruz, Nooruz, Noruz, Sultan Nevruz, Mart Dokuzu (Rumi takvime göre Mart 9 ekinoksa denk gelir), Yil Basi, Yeni Gün, Ulusun Ulu Günü and Ergenekon Bayrami  gibi isimler altında kutlanagelmiştir.

    İslam-Öncesi Türk toplumlarında kullanılmış olan “Oniki Hayvanlı Takvim” Mart ayı ile başlar. Bu yüzden de “yeni yıl” kavramı ile ilgilidir. Öte yandan Ergenekon Destanı’na göre Demir Dağ’ın eritilerek dünyaya yayılış baharın başlangıcına (Nevruz) denk gelir. Hem doğanın hem de bir ulusun doğuşunun denk gelmesi Epik bir eser için hiç de şaşırtıcı değildir. Bu özelliğinden dolayı bir çok Türk toplumunda Nevruz aynı zamanda “Kurtuluş bayramı” niteliği de taşımaktadır.

    Her bayramda olduğu gibi Neruz da ön hazırlıklıkları bol olan bir şenliktir. Evlerin temizlenmesi, yeni kıyafetler alınması, gelecek misafirler için pastaların, çöreklerin yapılması, akraba ve arkadaşların ziyaret edilerek yemekler pişirilmesi geleneği (her ne kadar etrafımızda pek görülmese de) standart Türk bayram geleneği olarak devam etmektedir.

     Cirit atma, kımız içme, büyük bir ateş yakıp gündüz üzerinden atlama ve gece etrafında oturup Dedem Korkut hikayeleri anlatma gelenekleri günümüzde biraz daha uzak faaliyetler olmuş olabilir ama bir bayram gününde karşılaştığı kişilerden bir gülümsemeyi esirgememe ve en önemlisi olarak kültürü devam ettirecek olan çocuklarımızı sevindirmek için onlara hediyeler (en iyisi şekerdir :) ) vermek atlanmaması gereken uygulamalardır.

        Bunlar Nevruz hakkında en genel bilgiler ve tanımlamalardır. Benim kendi fikrime gelince… Nevruz yaşamını kolaylaştırmak için doğanın canlanmasına ihtiyaç duyan toplulukları için baharın uyanışının habercisidir. Bu da onu çok değerli kılar. Yerleşik hayata geçerek çeşitli iklimlendirme cihazlarını kullanarak ocak ayının ortasında odasının sıcaklığını 28 derece tuatabilen, şubat ayında ısıttığı seralarda yetiştirdiği domatesleri yiyebilen bir toplum için baharın gelmesinin önemi bu saydığımız kolaylıklarda faydalanamayan bir göçebe toplum için çok daha fazladır. İşte bundandır ki baharın gelişi topraklarında bir zamanlar göçebe topluluklar yaşamış tüm dünya ülkelerinde kutlanmaktadır. Yazının girişinde adı geçen Türk toplulukları “Nevruz”u kutladıkları için bir arada sayıldırlar. adı nevruz olamayan ama baharın gelişinin kutlandığı bayramlar kızılderililer tarafından Kuzey, aztekler tarafından Güney Amerika’da, Aborjinler tarafından Avusturalya’da, yerliler tarafından Afrika’da ve dünyanın dört bir yanında daha bizler henüz bu ülkelerin adlarını ve yerlerini bile bilmezken kutlanmaktaydı, hala kutlanmaktadır ve kutlanmaya devam edecektir.

     Bir halka veya bir diğerine ait değil, bir dünya bayramı “Nevruz” adını verdiğimiz bayram… Tüm Kuzey Yarımküreli kardeşlerimin Bahar Bayramı ve Yeni Yıl‘ı kutlu olsun (Coğrafya bilgisi istiyor bu cümle :) ). Devamını Oku… »

16 Mart…

GENEL KONULAR, BUNLAR GÜZELDİ 25 Yorum »

dsc09058.JPG

  Anadolu Öğretmen Liseli olanalr bilirler “16 Mart”ın ne ifade ettiğini. Yazının başlığı bilenlere yönelik oldu. Dün akşam Türkiye’nin her köşesinde oldupu gibi Urfa’da da Anadolu Öğretmen Liselerinin Kuruluşunun 162. Yıl büyük bir çoşku ile kutlandı. “Büyük bir çoşku” ifadesine bakıp “aman, klasik bir laf” işte demeyin. Çoşku diyorsam kesinlikle coşkuyu kastediyorum. gelmeyenler gerçekten çok şey kaçırdılar.

   Törenin içeriği, detaylı resimleri okulun sitesinde yayınlanacaktır. Ben olayın ruhundayım hala. Şair Nabi kültür Merkezi’nde, öğrencilerin arasında buram buram gezen, tavana vuran okul ruhundayım hala. Tiyatro gösterisinde “Anadolu Öğretmen Lisesi: 1 Numara” repliğinden sonraki alkışlar, ıslıklar ve o çoşku… Sözle anlatılır gibi değil. yaşamak lazım. İstiklal Marşı’nın o güzel Ahmet Bahadır CAMBAZ yorumunda her kıtanın sonundaki ruhtur öğretmenlerin uğruna ömürlerini ortaya koydukları….

dsc09041.JPG

   Dün, tüm Urfa’ya “Anadolu Öğretmen Liseli” olmanın nasıl bir ayrıcalık olduğunun gösterildiği bir gündü. Dün kutlamadaki öğrencilerin bunu yüreklerinde hissettikleri bir gündü. Dün, “Okul Ruhu” denen şeyin ne olduğunun ve nasıl ortaya çıkarıldığının gösterildiği örnek bir gündü.

  Dün, Urfa’ya geldiğimden ilk günden bu yana öğretmenliğimde yaşadığım en mutlu, en hüzünlü gündü….

  Herkese teşekkür ediyorum… Herkesin yüreğine sağlık…. Devamını Oku… »

Katil Kerpiç

GENEL KONULAR Yorum Yok »

deprem.bmp 

   Elazığ 6.0 ile sallandı dün gece. Dünyada bir çok ülke için deprem bile sayılmayacak bir şiddete 51 can verdik. 51 Can… Herbirinin tıpkı sizin gibi kocaman bir dünyası vardı. Sevdikleri, yapacakları, gerksiz işleri, zorunlulukları ve sorumlulukları vardı 51 canın. Ama gittiler… Kerpiç hepsini götürdü…

  Kerpiç dehşeti !!!!!!

   Tıpkı yukarıdaki gibi haberlerle dolu dört bir yan. İnternette, televizyonda bağır bağır söyleniyor ölenler ve katil kerpiç.  Evler kerpiç olasaydı “hayat üçgeni” oluşurdu, yaşarlardı diyorlar. Belki haklılar…

   Amma… Bu ülke beton binalar da gördü. Erzincan’da, Afyon’da, Ceyhan’da ve 99′da İstanbul’da ne beton binalar vardı da ne oldu? Kimse yanlış anlamasın. İnşat mühendisliğine soyunup kerpiç beton kadar sağlamdır demiyorum. Söylemek istediğim suçu kerpiçe atarak kurtulamayacağımızıdr.

   İnşaat esnasında yapılan yapı denetimlerini doğru dürüst yapmadığımız sürece hangi depremde ne değişebilir ki? 1999 sonrası yapılan binaları yeni yönetmeliğe göre yaparken 99 öncesi binaları olduğu gibi bıraktıkça kimi nasıl kadırırız? Eğer derdimiz depremde yıkılmayacak bina yapmak ise (almamız gereken örnek Japonya’dır) hep birlikte taşın altına elimizi sokmamız gerekmiyor mu?

  Ne bizim hayatımız ucuz ne de kiracılarımızın. 2 metrekare yer açabilmek için binasının kolonlarını kesenlerin de yaşadığı bir ülkede deprem konusunda risk alacak durmumuz yok. Suçu ona buna atmadan işin ucundan tutmak zamanıdır…. Devamını Oku… »

WP Tema & Icons: N.Design Studio & Türkçe: t'infection.com
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş