Avatar…

ÖNERİLER 3 Yorum »

avatar_posters.jpg

   Vizyona girmesini sabırsızlıkla bekledim. Üniversitede 3 yıl sinema dersi almış bir kişi olarak oldukça özel bir değer veririm filmlere. Sonunda geldi, sonunda seyrettim, hem de 3D versiyonunu. Dünyada bir çok eleştirmenin “Dünya sinema tarihinin en iyi filmi” ünvanını verdikleri “AVATAR”….

   Yaznının bundan sonrası sadece benim şahsi görüşlerimdir. Filmden çıktıktan sonra ilk tepkim “Gitti 35 Lira” oldu. (3 kişini bilet parasına takabül ediyor) 3D teknolojisinin çok çok güzel olduğunu itiraf etmeliyim. Bambaşka bir film deneyimi yaşatıryor insana. Öte yandan sadece 3D deneyimi olarak bakarsak filmin başındaki 3D reklamların da en az film kadar iyi olduğunu söylemek lazım.

   2 saat 45 sakikalık senaryonun içerisine çok daha iyi bir kurgu koymalarını bekliyordum. Son derece kalsik bir romantizm örneği sunmuş senarist James CAMERON. Özgürlük ve adalet için iyilerin safına geçen kahramanın, son derece klasik “gerçeği gördüm, saf değiştirdim” hikayesi olmuş yine. Rambo III’den sonra ok ve yay ile helikopter düşürme fantezisini de pek özlemiş olduğumu söyleyemem.

   Sonuç mu? Sonuç şu: Görsel efektler ve 3D özelliğinden dolayı kesinlikle sinemada seyredilmeyi hakeden bir yapım. Fakat, kurgu konusunda yüksek beklentilerle gitmeyin çünkü neredeyse her olayı önceden tahmin etmek mümkün. Kimin kiminle aşk yaşayacağı, kimlerin bu aşka karşı çıkacağı, kötü adamın ya da kötü adama gibi görünen kişinin neler yapacağı son derece tahmin edilebilir şekilde yazılmış. İşte bu özellik bir film için “kötü” damgası yemeye yetiyor benim için.

  Sinema konusunda hiç olmazsa şöyle güzel bir haber verebilirm: Eski Yeşilçam filmleri görsel olarak temizlenerek internette paylaşıma sunlmuş. Tertemiz görüntülü bir Hababam Sınıfı syretmek gibisi var mı? Derler ya, yemişim 3D’sini. Hababm Sınıfı 7D ayarında bir yapım :)

   Devamını Oku… »

Black - Amitabh Bachchan

BUNLAR GÜZELDİ, ÖNERİLER Yorum Yok »

black-1.jpg

   Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yaşayan en ünlü Hintli ünvanına sahip Amitabh Bachchan ile ilgili başlı başına bir yazı yazacağım için aktörü uzun uzun tanıtmayı geçiyor ve direk sadede geliyorum. BLACK 2005 yapımı bir film ve ben bu gece bu filmi 4 yıldır seyretmediğim için kendime o kadar çok kızıyorum ki. Filmin ilk 10 dakikasını seyrettiğimde tıpkı Bin Muhteşem Güneş gibi bir daha eşine zor rastlanır bir kalitede olduğunu hissettim. Hatta bu yüzden dün seyretmedim filmi. Daha doğrusu kıyamadım seyretmeye. Ne de haklıymışım.

   Doğuştan kör ve sağır olan Michelle iletişime geçeyi öğrenememiş bir çocuk olarak 8 yaşında özel bir kliniğe yatma ihtimali karşı karşıya iken kör ve sağırlar için öğretmenlik yapan Debraj Sahai (Amitabh Bachchcan) ile kesişir yolları. Sıfırdan kelimeleri ve anlamlarını öğrenilmeye başlar. Başlar dediğime bakmayın siz, ne zor bir süreç olduğunu seyreden bilir.

black-2.jpg

  Klasik bir film gibi gelmesin size konusuna kabaca bakınca. Aslında konusunun oldukça tanıdık olduğunu inkar da edemem, ama filmi muhteşem yapan bu süreçte verilen emeğin ne kadar büyük olduğunun son derece başarılı bir şekilde gösterilmiş olması. Amitabh Bachchan’ın performansı zaten şüphe duyulmayacak bir kalitededir ve bu film için kariyerinini en başarılı oyunculuklarından biridir diyebilirim göğsümü gere gere.

   Sevgi, emek, başarı, azim, dostluk ve inanç kavramlarını doya doya izleyicisine veriyor BLACK. Seyredin. Mutlaka seyredin. Sizi alıp kendi dünyasına çekecek, daha önce hissetmediklerinizi hissettirecektir. Nasıl birşey hissedeceğinizi merak mı ettiniz?

  ”Çok acıtıyor anlıyor musun, çok acıtıyor. Okulum kapanırken (körler okulu) tüm öğrencilerim ağlıyarak el salladılar bana. Bana el sallıyorlardı ama yanlış yöne doğru. Anlıyor musun bunun nasıl acıttığını? Çok acıtıyor.” (filmden bir replik)

  Anladınız mı nasıl birşeyin sizi beklediğini? Seyredin mutlaka.

  Anlamadınız mı? Canınız sağolsun. Seyrederseniz anlarsınız. Devamını Oku… »

WP Tema & Icons: N.Design Studio & Türkçe: t'infection.com
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş