Montaigne
AFORİZMALAR Yorum Yok »Hiçbir şey bir fikirden daha tehlikeli değildir. Eğer o fikir sahip olduğunuz tek fikirse.
Hiçbir şey bir fikirden daha tehlikeli değildir. Eğer o fikir sahip olduğunuz tek fikirse.
İzmir’deki öğrenci tayfasına duyrulur… Ağustos 5′e kadar devam edecek olan Üniversite İngilizce Muafiyet Sınavı Hazırlık Kursu başlamaktadır.
En az kelime bilgisi ile en yüksek performans nasıl elde edilir?
Writing nasıl yazılır?
Konu ne olursa olsun yazacak bişeyleri nasıl bulabliriz?
Her işin püf noktaları vardır, peki bu sınavınki nelerdir?
Yıllardır öğrenmediğim bilgileri sınava kadar nasıl hayatımı zehir etmeden öğrenirim?
Yukarıdaki soruların cevaplarını vereceğim sizlere. Lak lak ve muhabbet de cabası….
Müsait olan herkesten mesaj bekliyorum. ulaşın bana…
Uzun zamandır devam eden ayrılık son buldu sonunda, geri döndüm
Bir kaç zamandır sitenin bulunduğu sunucuadki bakım çalışmalarından dolayı veri iletişim hızı sıfıra yakın bir şekilde devam ediyor ve hatta son zamanlarda hiç devam edemiyordu. Sonunda nihayete erdi çalışmalar
Bu arada neler neler oldu…
Günlerce yorumları devam etti “1. Geleneksel Mezunlar Günü”müzün yorumları. Kimler kimler gıpta etti güzelliğimize…
Kahraman Hocamız, “Komando Ruhlu İzci Liderimiz” Tamer Albayrakoğlu’nun tayini çıktı, yolcu oldu Bursa’ya. Git demek zordu, kal da diyemedik. Yolu, bahtı açık olsun…
Kız kardeşim Mihriban’ın sözünü yaptık. Çok farklı ve değişik bir his gelin abisi olmak. herkesin benzer duygular hissettiğini öğrenince içimiz rahatladı… Nişan yakında…
Gökhan döndü Kanada’dan. (Gökhan’ı tanıyanlar zaten bilir). Sayesinde artık Hipnoterapiye inanıyorum….
Veeee….. Barış’ın ilk bisikleti alındı… Bisiklet derken 2 tekerli bildiğimiz bisikletten bahsediyorum. Barış bebek mi ki 3 tekerliye binsin
Resimleri ekleyeceğim….
Aklıma ilk gelenler bunlar şimdilik… Bu açılış olsun. Yazacak çok şeyim birikti… Tabi bir de kitaplar var… Onlarca birikti demekisterdim ama son 2-3 ay kitap konusunda ksır geçti, itiraf etmem lazım….
Hah, bir de değişklik olsun dedim, sakal bıraktım bu yaz… Maksat muhabbet…
Uğraştık, biraz didindik ama harika oldu…Mehmet Güneş Anadolu Öğretmen Lisesi ilk mezunlar günü’nü bugün kutladı.
“mezun olduktan sonra yolum düşmez” yorumlarıyla mezun olan nice kişinin yanında okulumuz mezunları farklarını, güzelliklerini, kalitelerini ortaya koydular. Teşekkür ediyorum hepsine.
Naçizane birer hatıra verdik biz de gelenlere. Okul Müdürmüz Sayım M. Zeki ŞAMİL, Okul aile Birliği Başkanımız Sayın Kezban AKTÜRK ve bendeniz İngilizce Öğretmeni Turan BEK katkıları ile meydana gelen bu hatıracıklar ne mutlu etti bizi bilemezsiniz…
Detaylı yazı ve reimler de ekleyeceğim yakında…
Bir işe burnumuzu sokuyoruz yine.. Hadi hayırlısı olsun diyelim… 2009 mezunları 1. sınıfları bitirip gelince görüşesimiz geldi. Normaldir, keretaları kim görmek istemez ki? Baktık ki sayı 5, 10, 15, 20 derken yükseldikçe gidiyor, işin şekli değişmeye başladı…
1 Temmuz akılda kalması kolay bir gündür diye onu seçtik, saat de 14 olsun dedik (sonra 13′e çektik). Pilav, fasulye, aşure günlerinin yanında doğal olarak biz de çiğköfte günü olarak belirledik günü. Eh malum, Urfalıyah.
İşin buraya kadar ki kısmı değil, bundan sonraki kısmı önemli olanı… Bir işe soyunduk dediğimiz gibi. İçimizden dışımızdan dualar ediyoruz çok güzel olsun diye… Bir tutturusak, bir yakalarsak ipin ucunu… Koskoca bir “Öğretmen Lisesi”ne bir “Mezunlar Günü” kondurabilrsek… amanin, havamdan geçilmez artık böyle bir faaliyette bulunmaktan….
Tüm öğrenci tayfasına duyrulur: Ya çıkın gelin faaliyete ya da dua edin bu taraftan yana…
Seviyorum bu işi, o kadar….
Bir gün şu anda yaşadığım yerler mazi olduğunda “Urfa’dan bana çiğ köfte, künefe ve fotoğrafçılık bilgisi kaldı” diyeceğim. (Hepsinde de Mahmut Hoca’nın imzası vardır.) Yaşça benden büyük olan Mamiya Mx500 filmli fotoğraf makinasına kardeş olarak bir S200Exr getirdik eve. Kardeşçe geçinmeleri dileği ile…
Hatırı sayılır bir ücret ödeyecek kadar fotoğrafçılık sanatına yaklaşmış durumdayım. Umarım çektiğimiz resimler de ödediğimiz para kadar hatırı sayılır olur.
Büyük bir aksilik çıkmadığı sürece Mehmet Güneş AÖL öğrencileri 2010 - 2011 öğretim yılında kurmayı planladığımız “Fotoğrafçılık Kulübü”ne hazırlanmaya başlasınlar. Sizden bu işe duyulan heves, eğitim displini ve fotoğraf makinası sahibi olmanızı bekleyeceğiz… Sonrası mı? Sonrasını sonra görürsünüz…
turanbek.com’a ve okul resmi sitesine ekleyeceğimiz fotoğrafçılık sayfalarında da maharetlerimizi sergileriz artık…
Eh, o zaman vira bismillah diyerek başlayalım… (gerçi bu denizcilerin sözüdür)
Parasoley, lens, filtre, diyafram, deklanşör, UV, focus, nightshoot…. Çok şey var öğrenecek. Açalım National Geographic Fotoğrafçılık Okulu CDlerini…
İstanbul’un Fethi üzerinden geçen 557 yıl, bu yıllar süresince başımıza gelenler, dünyaya yansıması, olayın coğrafik, politik ve kaçınılmaz şekilde dini etkileri üzerine geniş içerikli bir yazı eklemek istiyorum. Aslında isterdim demem gerek çünkü günün anlam ve önemini farkettiğim şu anlarda kafamın pek de sağlam olduğu söylenemez. (Hoş, normal zamanlarda da pek yerinde olmuyor ama
)
Bundan dolayı Fetih’in 557. yılında yaşanılan gururun sevinci içerisinde “haydi bakalım” diyorum “hepimize tekrar hayırlı olsun…”
Herşeyden önce tüm öğrenci kardeşlerden özür diliyorum çünkü fuarın haberini cuma günü aldım ve pazar son gündü. Bu yüzden Diyarbakır Kitap Fuarı gezisi düzenleyemedim. 3 yıldır Urfa’dayım, bu denli büyük bir faaliyet bu kadar yakında ilk defa oluyor ve ben “Kitap Okuma Kulübü” başkanı olarak faaliyet yapamadım…
Dediğim gibi, özür dilerim…
Gelelim işin güzel kısmına. ben gittim. Fuarın son günü olan Pazar çıktık yola. İlk durak Siverek oldu. Çarşısını, Ulu Cami’sini, Yılmaz Güney heykelini görecek kadar gezdik. Ama bunlar kadar önemli bir şey var ki o da “Siverek Tavası”. “Şimdiye kadar yediklerim yemek değilmiş” dedirtecek güzellikte bir lezzet ile tanıştım… Sırf tava yemek için tekrar gideceğim, sözüm olsun…
En önemli kısımları anlatacağım için direk Kitap Fuarına geçiyorum. Kapıdan girdiğimizde gözüme ilk çarpan şey fuara gösterilen yoğun ilgiydi. Kitap fuarı gezerken sıkışmanın, kitap standlarını görebilmek için kalabalığın arasından başınızı uzatmak zorunda kalmanızın tadı da bambaşkadır hani… Bu kadar kitapseveri bir arada görmeyeli oldukça uzun zaman olmuş. Darısı Urfa’nın başına…
Rahmetli Aziz Nesin’in oğlu matematikçi Ali Nesin, Ahmet Günbay Yıldız, İskender Pala, karşılaşıp sohbet şansı bulduğumuz yazarlardan sadece bir kaçı oldular. Ama öyle bir isim vardı ki, en büyük etkiyi o bıraktı….. Hayatımda baştan sona okuduğum ilk kitap olma özelliği taşıyan “Sunguroğlu” nun yazarı Sayın Yavuz Bahadıroğlu tam anlamıyla oturmuş bizi beklemeteydi… Bugün kitap okuyorsam, “Ulen bu kitaplarda iyi şeyler” diyorsam, temeli atan kişidir Yavuz Bahadıroğlu.. Elimde, adıma imzalanmış iki kitabın yazarı….
Ne zevk, ne gurur ya Rabbim…
Diyarbakır gezimizden yanımıza kalanlar, 4-5 kitap, Diyarbakır’ın güzel çarşısında gezi hatıraları, çekilen resimler, Siverek Tava’nın o güzel tadı ve yorgunluktan hışımızın çıkmış olduğu gece uykusu oldu…
Değer mi? On kere değer….
Esas kökleri çok daha evvelde olmasına rağmen Anadolu’da sürdürülen Kurtuluş Hareketi, Mustafa Kemal’in Bandırma vapuru ile Samsun’a çıkışı ile tarihlendirilmiştir.
Özgürlük’ün, Cumhuriyet’in, Bağımsızlık’ın temeli sayılan 19 Mayıs’ın 91. yıldönümü herkese kutlu olsun.
Bugün Atatürk’ü anma günüdür. Bir yad etme, bir tefekkür, bir sorgulama günüdür bugün. (bir gün değil hergündür aslında) Neden ve Nasıl temel iki sorudur
Neden sarayda damat olmak yerine sürgün hayatı seçti ki?
Neden kenardan seyretmek varken, koskoca başkomutan cephenin ortasına daldı ki?
Neden yıllardır yanında savaşan kardeşlerini yok cumhuriyet kuracağım, yok kadınlara seçme hakkı vereceğim diye karşısına aldı ki?
Neden Hilafet’i bir kişiden alıp tüm milleti temsil eden bir meclise verdi ki?
ve…
Kendi davasına canını koyan bu kadar insanı nasıl toparlayabildi?
7 çocuğunu evde bırakıp insanları vatanları için nasıl cephede ölüme koşturdu?
Kendi şehirlerini yakıp geçmiş Yunanların bayrağını bile (o dönemde Yunanlara en çok kızma hakkına sahip kişilerden biridir) “Bir bayrak asla yerlerde durmaz, derhal kaldırınız” diyerek kaldırtacak erdemi nereden buldu?
Nasıl oldu da bir köşkün tamamını, yıkmadan 7 metre kenara çekecek mühendislik projesini çizebilecek kadar iyi bir mühendis,
Türkçe terimler ile yazılmış ilk geometri kitabını yazacak kadar iyi bir matematikçi,
Dili yabancı kelimelereden arındırma çalışmasını yapacak kadar iyi bir dil bilimci,
ve yine bunun pek de mümkün olmadığını görüp çalışmaları kısıtlayacak kadar iyi bir dilbilimci,
Birçoğumuzun hayatında duymadığı “Kayıp Kıta Mu”yu bilip araştırması için Meksika’ya bilim adamları gönderecek, Türk ırkının kökenini bu kıtaya dayandıracak teorileri ile çalışmalar yapacak kadar iyi bir tarihçi,
Avrupa’nın medeni kanunlarının tamamını inceleyip, çıkarımlar ve eklemeler yaparak “Modernlik” temsilcisi Fransa’dan bile önce kadınlara seçme hakkı verecek kadar ileri görüşlü
veee tüm çalışmalarını yaparken Anadolu’yu kendi çalışmalarını tehlikeye atabilecek bir isyan sınırına getirmeyecek kadar “mükemmel” bir sosyolg
olabildi???????
Mustafa Kemal’in yaptığı işler bazılarımızın hoşuna gitmemiş gibi görünebilir. Bu baktığımız pencereye göre değişir. Fakat bir anlığına da olsa kendimize karşı dürüst davranarak tarafsız olamaya çalışırsak bu kadar çok karpuzu bir koltuğa sığdırabilmenin pek de eşi benzeri görülmeyen bir başarı olduğunu görebiliriz, ve hangi inanca sahip olursak olalım bu başarının saygıyı hakettiği gerçeğini inkar etmek artık biraz naiflik olacaktır….
Telefonla konuşurken aynı anda yazı yazamıyor, bir başkası ile konuşamıyor iseniz, 2 dersten yazlınız varken geri kalan hayatınızı durduruyor, 10 derse aynı anda çalışamıyorsanız, “yahu ben sözelciyim, ne anlarım matematikten” ya da “ben sayısalcıyım, ezber yapamam ki” diyenlerdenseniz, o zaman tekrar bir düşünün yukarıdakileri….
Sanırım geriye bir tek spor yapmak kaldı… Haydi 30 mekik, 20 şınav çektik mi bayram tamalanacak…
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun hepimize….
Buyrun sonuçlar… Beklidiğimiz gibi, bir kaç arkadaş hariç …
CUMA ÖZAVCI 94
AHMET HAŞLAK 73
MUZAFFER DOĞAN 45
ABDULLAH YETKİN 85 Devamını Oku… »
Son Yorumlar